Türk Kadınına Verilen Haklar

Atatürk, millî kültürü çağdaş uygarlıklar düzeyinin üzerine çıkarmayı hedef olarak göstermişti. Türk milletinin çağdaş dünyanın uygarlık düzeyine ulaştırılması için yapılan çalışmalardan biri de kişi hak ve hürriyetlerindeki mevcut eşitsizliğin giderilmesiydi. Bu doğrultuda kadınlara tanınan hakların erkeklerle eşit hâle getirilmesi için çalışmalara başlandı.

Türk kadını, Millî Mücadele Dönemi’nde gösterdiği fedakârlıkla tüm dünyaya örnek olmuştu. Atatürk, Türk kadını için “Kadınlar sosyal hayatta erkeklerle beraber yürüyecek, birbirlerinin yardımcısı olacaklardır.” demiştir.

Atatürk, kadınlar hakkında eşitlikçi bir bakış açısına sahipti. Bu nedenle Atatürk, Cumhuriyet Dönemi’nde kadın haklarının gelişmesine bizzat öncülük etmiştir. Kadınların sosyal hayatta erkeklerle eşit konuma yükseltilmesinde ilk adım 1926’da Türk Medeni Kanunu’nun kabulü ile atıldı.

Çağdaş bir Medeni Kanun’un kabulü ile kadınlara sağlanan haklar yasal güvenceye kavuştu. Eğitim alanında ise 1927-1928 öğretim yılından itibaren karma eğitime geçildi. Böylece, Türk kadını erkeklerle aynı şartlarda eğitim ve iş yaşamına katılabilme hakkını elde etti. Mesleğe yönelik açılan okullarda eğitim gören kız öğrenciler, bu okullardan mezun olduktan sonra çalışma yaşamında yer almaya başladılar. O yıllardaki istatistiklere bakıldığında, Atatürk dönemindeki ilköğretim kademesindeki öğrenci sayısında en yüksek artış %323 ile kız öğrencilerdeydi. Meslek alanındaki en yüksek artış ise %352 ile kadın öğretmenlerde görüldü.

Türk kadınının bilgi, beceri ve davranış yönünden eğitilmesini amaçlayan kız enstitülerinde okuyan kız öğrencilerin sayısında %225 artış sağlandı. Cumhuriyet kurulduğunda yükseköğretimde hiç kadın öğretim üyesi yokken, 1938 yılında bu sayı 99’a çıktı.

Atatürk ve çağdaş Türk kadınları, 5 Mayıs 1926
Atatürk ve çağdaş Türk kadınları, 5 Mayıs 1926

Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı

Kadınların sosyal hayatta erkeklerle eşit konuma gelmesini sağlayan Medeni Kanun, siyasal hayatta kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanımamıştı. Kadınların siyasal eşitliğe kavuşturacak ilk adım 1930’da Türk kadınına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı verilmesiyle atıldı. 1933’te Türk kadını muhtarlık seçimlerine katılma hakkı elde etti. 5 Aralık 1934’te kadınlar genel seçimlerde de seçme ve seçilme haklarını kazandılar. Böylelikle Türk kadını hem sosyal hayatta hem de siyasal hayatta tam bir eşitliğe kavuştu. Türk kadınlarının genel seçimlerde ilk oy kullanması 1935’te gerçekleşti ve milletvekili seçilerek TBMM’ye giren 18 kadın vekil milletin temsilcisi oldu. Medeni Kanun ve seçim yasaları sayesinde Türk kadını sosyal ve siyasi haklara dünyadaki birçok medeni ülkeden önce ulaştı.

İsviçre ve Fransa gibi çağdaş Batı ülkelerinde dahi kadınlar Türk kadınından sonra seçme ve seçilme hakkını elde etmişlerdir. Fransa’da kadınlar 1944’te, Yunanistan’da 1952, İsviçre’de 1974’te seçme ve seçilme hakkına kavuşmuştur.

Sending
User Review
4.5 (2 votes)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir