Türk İnkılabında Güzel Sanatlar ve Spor

Türk inkılabının toplum hayatına getirdiği en büyük dönüşümlerden birisi de güzel sanatlar alanında olmuştur.

Sanat, her zaman bireylerde heyecan ve duygu oluşturma aracı olmuştur. Sanatın bireylerde oluşturduğu yüksek ruh, Atatürk’e göre bir milletin ilerlemesini sağlamaktadır. Atatürk bu konuyu: “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” sözü ile ifade etmiştir.

Atatürk’e göre: “Sanat, güzelliğin ifadesidir. Bu anlatım sözle olursa şiir, ezgi ile olursa müzik, resim ile olursa ressamlık, oyma ile olursa heykelcilik, yapı ile olursa mimarlık olur.” Atatürk, sanat alanındaki gelişmelere öncülük ederek çağdaş uygulamaların hızlı bir biçimde gelişmesini sağlamıştır. Bu doğrultuda çağdaş sanat kuruluşları kurulmuş ve bu kuruluşlara süreklilik kazandırılmaya çalışılmıştır.

Resim alanında, klasik sanatlar yanında çağdaş Batı resmi ile ilgili çalışmaların yapılmasına zemin hazırlanmıştır. 1926’da açılan Gazi Eğitim Enstitiüsünde resim bölümü açılmıştır. 1928’de Osmanlı döneminden kalan Sanayi-i Nefise Mektebi, Güzel Sanatlar Akademisine dönüştürülerek çağdaş bir nitelik kazandırılmıştır. 1937’de İstanbul Resim ve Heykel Müzesi açılmıştır. Güzel Sanatlar Akademisine giremeyen Türk ressamlarından bir kısmı, Müstakil (Bağımsız) Ressamlar Birliğini kurmuşlardır.

Atatürk ve gençlik
Atatürk ve gençlik

Sinan’ın Heykelini Yapınız

Osmanlı Dönemi’nde çalışma yapılmayan heykelcilik, Cumhuriyet Dönemi’nde bir hayli ilerleme göstermiştir. Atatürk’ün, Mimar Sinan’ı kastederek, Türk Tarih Kurumuna söylediği “Sinan’ın heykelini yapınız.” sözü, Türk büyüklerinin heykellerinin yapılması gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu çalışmalar çerçevesinde ilk Atatürk heykeli, İstanbul’da Sarayburnu’na dikilmiştir. Yenigün gazetesinin açtığı kampanyanın sonucunda 1927’de Ankara’ya bir Zafer Anıtı yapılmıştır. 1928 yılında ise İstanbul Taksim Meydanı’nda, Taksim Cumhuriyet Anıtı açılmıştır.

Müzik alanında klasik Türk müziği yanında halk müziği araştırmaları ve çok sesli Batı müziği çalışmalarına yer verilmiştir. 1924’te Musiki Muallim Mektebi (Müzik Öğretmen Okulu) kurulmuştur. 1932’de Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası kurulmuş, 1934’te Millî Musiki Akademisi, 1936’da Ankara Konservatuvarı açılmıştır.

Tiyatro alanındaysa Osmanlı döneminde faaliyet gösteren Darülbedayi, 1934’te çağın gereklerine göre İstanbul Şehir Tiyatrosuna dönüştürülmüştür. Atatürk, Türk milletinin sanatla duygusal niteliklerinin gelişmesi yanında spor faaliyetlerine önem vermiştir. Atatürk, bireylerin gelişiminde zihinsel ve sanatsal gelişim kadar bedensel gelişimin de önemli olduğuna inanmıştır.

Atatürk Türk milletinin tarih boyunca güreş, ata binme ve cirit gibi spor faaliyetleriyle çevresel şartlara daha dirençli olduklarını vurgulamıştır. Ama bunlarla yetinmemeyi, çağın spor tekniklerine de sahip olmayı Türk milletine işaret etmiştir. Bu konuda Atatürk, Türk milleti için spor faaliyetlerinin önemini şöyle anlatmıştır: “Türk sosyal bünyesinde spor hareketlerini düzenleme görevinde bulunanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünürken, sadece gösteriş için herhangi bir müsabakada kazanmak amacıyla spor yapmazlar. Esas olan, bütün her yaştaki Türkler için beden eğitimini sağlamaktır. ‘Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.’ sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir.”.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir