Osmanlının Azınlık İsyanlarını Önleme Çabaları

Osmanlı devlet adamları da azınlık isyanlarını önleyebilmek için çeşitli çalışmalar yaptılar.

Padişah iradesiyle yayınlanan Tanzimat Fermanı (1839) ile azınlıkların zaten var olan hakları yasal güvence altına alındı. Bu yolla azınlıkların devle- te olan bağlılığını artırmak ve devleti dağılmaktan kurtarmak istediler. Ancak bağımsızlık hayaline kapılan azınlıklar, atılan bu adımlara rağmen isyan etmekten vazgeçmediler. Bunun üzerine 1856’da Avrupalı devletlerin de baskısıyla Islahat Fermanı adıyla yeni bir ferman yayınlandı. Bu fermanla azınlıkların hakları Müslümanlarla eşit hâle getirildi. Buna rağmen azınlık isyanları önlenemedi.

Azınlık isyanları devam ederken XIX. yüzyılın ortalarına doğru Osmanlı Devleti’nde aydın bir grup kendini göstermeye başladı. Fransız İhtilali ile dünyada yayılmaya başlayan hürriyet, eşitlik, adalet gibi fikirlerden etkilenen ve Jön Türkler olarak bilinen bu grup, azınlık isyanlarını önlemek için farklı bir fikir ortaya koydu.

Bir grup Jön Türk lideri, (soldan sağa: Ahmet Rıza Bey, Nazım Efendi, M. Ali Paşa, Sezayi Bey, Ahmet Saib Bey)
Bir grup Jön Türk lideri, (soldan sağa: Ahmet Rıza Bey, Nazım Efendi, M. Ali Paşa, Sezayi Bey, Ahmet Saib Bey)

Jön Türklere göre azınlıkların isyan etmesinin temel nedeni, padişahın ülkeyi tek başına yönetmesiydi. Onlara göre azınlık isyanlarının önlenebilmesi için Avrupa’da olduğu gibi bir anayasa hazırlanmalı, meclis açılmalı, bu mecliste azınlıklara da temsil hakkı verilmeli ve padişah ülkeyi bu meclisle birlikte yönetmeliydi.

Jön Türkler bu fikre katılmayan Padişah Abdülaziz’i tahttan indirdiler. Bir süre sonra, anayasa hazırlama ve meşrutiyet sistemine geçme sözü aldıkları II. Abdülhamit’i padişah yaptılar.

Kanun-i Esasi ve Mebusan Meclisi

I. Abdülhamit verdiği sözü tuttu. Kanun-i Esasi adıyla Türk tarihinin ilk anayasasını hazırlattı (1876). Anayasa hükümleri doğrultusunda Mebusan Meclisi adıyla bir meclis açıldı. Bu Mecliste Müslümanların yanında azınlıklar da temsil ediliyordu.

Mebusan Meclisinin açılış töreninin temsilî resmi (19 Mart 1877)
Mebusan Meclisinin açılış töreninin temsilî resmi (19 Mart 1877)

Mecliste, 69 Müslüman milletvekiline karşılık 46 gayrimüslim milletvekili vardı. Ancak ülke yönetimine dâhil edilmelerine rağmen azınlıklar isyan etmekten vazgeçmediler. O yıllarda yaşanan Osmanlı-Rus Savaşı’nı (93 Harbi) fırsat bilen Meclisteki azınlık milletvekilleri yıkıcı faaliyetlerini artırdılar. Bu durum üzerine Padişah II. Abdülhamit, Anayasa’nın kendisine verdiği yetkiyi kullanarak Meclisi kapattı (1878).

Her ne kadar Jön Türkler güçlerini kaybetseler de onların fikirlerinden etkilenen bazı aydınlar, İttihat ve Terakki adıyla gizli bir cemiyet kurdular (1889). Meclisin yeniden açılmasını ve meşrutiyet yönetiminin fiilen uygulanmasını amaçlayan İttihatçılar daha ziyade ordu içerisinde teşkilatlandılar. Zamanla güçlenerek Padişah’a yaptıkları baskıyı artırdılar. Artan baskılar sonucu Padişah II. Abdül- hamit, otuz yıl aradan sonra Mebusan Meclisini yeniden açtı (1908). Böylece II. Meşrutiyet Dönemi başladı. Bu, İttihat ve Terakki Cemiyeti için büyük bir zaferdi. Ancak İttihatçılar II. Abdülhamit’in meclisi yeniden kapatmasından endişe ediyorlardı.

31 Mart Vakası – Hareket Ordusu

1909 yılının nisan ayında, meşrutiyet karşıtları İstanbul’da gösteri yapmaya başladılar. 31 Mart Vakası diye tarihe geçen bu olay üzerine meşrutiyeti korumak isteyen İttihat ve Terakki üyesi subaylar, Selanik’te, Hareket Ordusu adında bir ordu hazırladılar.

II. Meşrutiyet’in ilanı üzerine düzenlenen şenlikler, 1908
II. Meşrutiyet’in ilanı üzerine düzenlenen şenlikler, 1908

Başkanlığını Mahmut Şevket Paşa’nın ve kurmay başkanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı bu ordu, İstanbul’a gelerek isyanı bastırdı. Ardından II. Abdülhamit tahttan indirilerek yerine V. Mehmet Reşat getirildi (1909).

Osmanlı Mebusan Meclisinin yeniden açılışı, 1908
Osmanlı Mebusan Meclisinin yeniden açılışı, 1908

31 Mart Vakası’ndan sonra devletin yönetimi büyük ölçüde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kontrolüne geçti.

XX. Yüzyılın başlarında Avrupa ve Osmanlı Devleti
XX. Yüzyılın başlarında Avrupa ve Osmanlı Devleti

İttihatçıların etkili olduğu son dönem aralıksız savaşlarla geçti. 1911 yılında İtalya Trablusgarp’a saldırdı. Trablusgarp Savaşı devam ederken Balkanlarda da savaş çıktı (1912). Bu savaşların her ikisi de kaybedildi. 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı ise Osmanlı Devleti’nin son savaşı oldu.

Sending
User Review
0 (0 votes)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir