Osmanlı Devletinde Eğitim Sisteminin Bozulması

Eğitim, birey-toplum ve devlet hayatında bir uyum ve bu çerçevede ihtiyaçların karşılanması faaliyetlerinin bütününü ifade eder.

Osmanlı Devleti’nde eğitim, uzun yıllar çağdaşlarına göre daha ileri bir seviyedeydi. XVII. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti, dünyanın en güçlü ve donanımlı devleti olabilmişse bunu biraz da eğitim kurumlarına borçludur.

Osmanlı Devleti’nde eğitim kurumları fonksiyonel yapısına göre Acemi Oğlanlar Ocağı, Enderun Mektebi, Sibyan Mektepleri ve Medreseler ilk dikkat çekenlerdi.

Modernleşme sürecine göre de birçok farklı eğitim kurumu bu sisteme dahil olmuştu. Özellikle medreseler, ilmiye teşkilatının en önemli üst düzey kurumlarıydı. Buralarda dinî ve pozitif eğitim yapılırdı.

XVII. yüzyıldan itibaren başlayan gerileme sürecinden eğitim kurumları da payını almıştır. Bu süreçte asli vazifeleri ilim olması gereken medreselilerin, siyasetle uğraşmaya başlamaları medreseye olan güveni sarsmıştı. Ulema sınıfı, maddi ve şahsi heveslerinin peşine düştü ve medreseleri kullanmaya başladı. Bu süreçte rüşvet, adam kayırma öne çıktı.

Avrupa’da eğitim alanında kat edilen mesafe ve bu çerçevede yapılan yenilikler hakkıyla kavranamadı. Pozitif bilimlere medreseler yeterli önemi vermediği gibi hak etmemiş birçok kişiye de ilmî rütbeler, payeler verilmişti. Daha da dikkat çekeni “Beşik Uleması” denilen yeni doğmuş çocuklara müderrislik sıfatları verilmesi gibi pek çok sebep eğitimde gerilemenin nedenleri arasında sayılabilir.

Modernleşme sürecinde de mevcut olan bu kurumlar kaldırılamamıştı. Bunlara paralel olarak yeni Avrupaî tarz eğitim kurumları kurulmuşsa da bu kurumlar, devletin, toplumun ve bireylerin ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kalmış ve eğitimde ortaya çıkan ikilik yeni sorunlara ortam hazırlamıştı.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir