İttihat ve Terakki Partisinin İktidara Gelmesi

Osmanlı Devletinin son dönemlerinde içeride meydana gelen en büyük olay, İttihat ve Terakki Cemiyetinin kuruluşu ve iktidara gelmesidir. Bu cemiyetin doğuşu devrin siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik şartlarının bir sonucudur. Bu şartlar altında kurulan cemiyet, kurucularının da özel gayretleri sonucu hızla büyüyerek iktidarı ele geçirmiştir.

Cemiyetin iktidarı pek parlak sonuçlar doğurmasa da memleketimizin düşünce ve kültür hayatının değişmesine önemli katkıları olmuştur. İttihat ve Terakki Cemiyetinin ilk adı, Cemiyet-i Osmaniye İttihat ve Terakki iken kısa müddet sonra Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti adını almıştır. Kurucuları İbrahim Temo, İshak Sükuti, Abdullah Cevdet ve Mehmed Reşittir. Bu cemiyeti kuranlar Genç Türkler adı ile anılıyorlardı.

1895 Ermeni Olayları ile harekete geçerek II. Abdülhamid idaresine karşı bütün Osmanlıları birleşmeye çağıran cemiyet, kendini böylece açığa çıkarınca saray tarafından takibata uğradı. Bir kısmı Avrupa ya kaçtı. Böylece cemiyetin çalışmaları ülke dışında başlıca dört merkezden Bükreş, Paris, Cenevre ve Kahire’den devam etti.1896 yılından sonra cemiyetin liderliğine nüfuz sahibi ve İstanbul un tanınmış simaları getirildi. Bunların yönetimindeki cemiyet kısa zamanda aydınlar arasında taraftar kazandı.

Osmanlı İttihat ve Terakki Partisinin İktidara Gelmesi

1889 da Bursa Milli Eğitim Müdürü Ahmet Rıza Bey (İngiliz Ali), Paris’teki bir sergiyi görmek için izin alarak, 1895’te Paris’teki diğer cemiyet üyeleriyle 15 günlük Meşveret Gazetesini yayınlamaya başladı ve bu etki İstanbul’da yayıldı. Bu gazeteler yabancı postaneler vasıtasıyla ülkeye sokuluyor ve büyük bir kitle tarafından okunuyordu. 1906 yılında Selanikte kurulan gizli Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ise, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin hayatında bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Bu cemiyet, Rusların Bulgarları koruyarak memleketin iç işlerine müdahalesini protesto etmiş, özellikle ordu mensupları arasında taraftar bulmaya çalışmıştır.

İttihat ve Terakki Partisi
İttihat ve Terakki Partisi

14 Eylül 1907’de merkezi Paris’te olan Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti ile birleşmiştir.Bu birleşmeden sonra 9 Haziran 1908’de, İngiltere ile Rusya’nın Reval görüşmelerinde Makedonya konusunun da ele alınması üzerine cemiyet, Rumeli’de büyük bir Silahlanma hareketine girişti. 23 Temmuz 1908’te de II. Abdülhamid’i ikna ederek Kanun-i Esasiyi yürürlüğe koydurup, II. Meşrutiyeti ilan ettirdi. 31 Mart Vakası ve II. Abdülhamid in tahttan indirilmesinden sonra da iktidarı tam manası ile ellerine geçirdiler ve Devletin yıkılışına kadar da devam ettiler.

İttihatçı liderler insan olarak dürüst, vatansever ve gözü pek kişilerdi. Ancak devleti yönetebilecek vasıflardan mahrum idiler. Özellikle toplum bünyesinde oluşan aksaklıkları belirleyip bunlara doğru bir şekilde müdahale edememişlerdir. Ekonomik alanda ise kalkınma metotlarını bilmemekte idiler. Devleti yeni bir rejim ile kalkındırma düşüncelerini gerçekleştirebilecek kabiliyete sahip değillerdi. Binaenaleyh bu gayelerini gerçekleştirmek için Almanya’yı model olarak görmüşler ve ona yaklaşmışlar fakat bunda da yanılmışlardır.

Sending
Kullanıcı Değerlendirmesi
0 (0 oy)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir