Islahat Fermanı ( 18 Şubat 1856 )

Islahat Fermanı da tıpkı Tanzimat Fermanı gibi Sultan Abdülmecid’in saltanat yıllarında ilan edilmiştir. Bu Ferman 1854 Kırım Savaşı sırasında Rusya’ya karşı Avrupalı devletlerin desteğinin alınması amacıyla ilan edilmiştir. Kırım savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ne yardım eden Avrupalı devletler, bir bakıma bu yardımlarının karşılığını Islahat Fermanı ile almışlardır.

Bundan başka 1854’te Rusya karşısında ordunu zayıflığı, yapılan yeniliklerin içinin boş olduğu sonucunu çıkarmıştı. Bu durum karşısında Avrupa’ya, Osmanlı Devleti’nin ilerleme ve gelişme yolunda olduğunu kabul ettirmesi gerekiyordu. Avrupa’nın özellikle hassas davrandığı nokta gayr-i müslimlerdi. O halde yapılacak iş, onları da içine alan bir ferman çıkartmaktı. İlk iş olarak 1855’te gayr-i müslimlerden alınan cizye kaldırıldı. Fakat askerliğe isteksiz olduklarından cizye yerine bedel denilen bir vergi alındı.

Bütün bunların yanında bu fermanın ilan edilişinin sebepleri arasında bir başka neden daha vardı. Öyle ki Kırım Savaşı’ndan sonra Viyana’da kabul edilen barışın ön şartlarından biri de, Osmanlı Devleti’nden Hıristiyan uyruklarına tanıdığı hakların tekrar teyid edilmesinin istenmesi idi.

Oysa Osmanlı Devleti barış antlaşmasında Hıristiyan tebaası ile ilgili böyle bir maddenin yer almasını istemiyordu. Çünkü Avrupalı devletler daha önce de yaptıkları gibi antlaşmanın ilgili maddesine dayanarak, Osmanlı Devleti’nin sürekli iç işlerine karışıyorlardı. İşte bu nedenle istenilen ıslahatlar, Islahat fermanı ile antlaşma hükümlerinden bağımsız olarak ilan edilmiştir.

Fermanda yer alan hükümler şunlardır:

• Din ve mezhep serbestliği tanınacak.

• Gayr-i Müslim ahaliden gelen kişiler de devlet memurluklarına kabul edilecek ve Meclis-i Vâlâ’da* birer temsilci bulundurabilecekler.

• Bu cemaatler hakkında küçük düşürücü tabirler kullanılmayacak, askeri ve sivil okullara alınabilecekler ve devlet denetiminde okul açabilecekler.

• Çıkabilecek her türlü anlaşmazlıklar (her iki kesimi de ilgilendiren) karma mahkemelerde çözümlenecek.

• Vergide eşitlik vazifede de eşitliği gerektirdiğinden gayr-i müslim tebaa da askerlik hizmeti görecek.

• Ceza evlerinin ıslahına çalışılacak işkence mahkeme edilecek.

• Soy ve mezhep farkı gözetmeksizin vergiler eşit alınacak, vergiler aracısız olarak alınacak ve böylece iltizam usulü* kaldırılacak, devletin para ve maliyesine itibar sağlamak amacıyla banka ve buna benzer kuruluşlar açılacak.

• Yollar ve kanallar yapılacak, ticaret ve ziraat geliştirilecek, yapılacak yollardan yararlanacak eyalet ve sancaklardan bu işe harcanmak üzere özel vergi alınacak.

• Rüşvet, fesat ve yolsuzluğun yasaklanmasına dair hükümler, bütün tebaa hakkında geçerli hükümlere göre yürütülecek, yabancılara emlak alma hakkı verilecek.

Fermanda Hıristiyan halka bu haklar tanındığı halde, Avrupalı devletlerin bu konuda yeni isteklerde bulunmalarının ve bu istekleri bahane ederek hatta zaman zaman gayr-i müslimlere hamilik (koruyuculuk) edinmelerinin dahi önüne geçilememiştir.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir