Harf İnkılabı

Türkler tarih boyunca farklı alfabeler kullanmışlardı. Orta Asya’da Köktürkler ve Uygurlar zamanında Türk alfabeleri kullanılmış, İslamiyet’in kabulü ile birlikte Arap alfabesi benimsenmişti.

Osmanlı Dönemi’nde XIX. yüzyıldan itibaren Arap harflerine dayalı yazının değişmesi ya da yeniden düzenlenmesi konusunda dönemin aydınları arasında tartışmalar sürmüş ama alfabenin yenilenmesi konusunda bir sonuç alınamamıştı. Millî Mücadele sonrasında çağdaşlama hedefine uygun olarak alfabenin değişmesi meselesi tekrar ele alındı. Özellikle Azerbaycan’ın Latin harflerine dayalı yeni bir alfabe kabul etmesi, Türkiye’de de Latin harflerinin kabulünü tekrar gündeme getirdi.

Türk inkılabı sürecinde Mustafa Kemal, bütün Batı toplumlarının kullandığı Latin harflerini, çağdaş dünyayla bütünleşmek için kullanılmasını uygun buldu.

Bu amaçla çalışmalara başladı. Mustafa Kemal’in bu çabası doğrultusunda çalışmalar yapan Dil Encümeni, farklı alfabeleri inceleyerek kendisine bir rapor sundu. Bu rapor üzerine Mustafa Kemal, 8 Ağustos 1928’de İstanbul Gülhane Parkı’nda halka hitap ederek harf inkılabını şöyle duyurdu: “Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz.” Mustafa Kemal, bütün yurttaşlara yeni harflerle okuma yazma öğretilmesini istedi. Önce Dolmabahçe Sarayı’nda başlayan dersler kısa sürede tüm ülkeyi sardı. Mustafa Kemal bu dersleri yakından izledi. Hatta sırf bu amaçla yurt gezileri yaptı.

Atatürk halka yeni alfabeyi tanıtıyor, Kayseri 1928
Atatürk halka yeni alfabeyi tanıtıyor, Kayseri 1928

Bu yeni harf seferberliği halk arasında iyice benimsendikten sonra 1 Kasım 1928’de yeni harflerin kullanılması bir kanunla resmî hâle geldi. 3 Kasım 1928’de yürürlüğe giren kanunla bütün resmî yazışmaların yeni Türk harfleri ile yapılması yasal zorunluluk oldu.

Yeni harflerin resmen kabulü ile ülkede okuma yazma seferberliği başlatıldı. 11 Ekim 1928’de Millet Mekteplerinin açılması kararlaştırıldı. Bu okullar halkın işlerini aksatmadan onları yeni alfabe ile okuryazar yapmayı hedefliyordu. Hatta Millet Mekteplerinin merkezlerine ulaşım imkânı bulamayan yurttaşlar için gezici Millet Mektepleri oluşturuldu. Gazi Mustafa Kemal, halkçılık ilkesi doğrultusunda kurulan ve kendisine başöğretmenliği teklif edilen Millet Mektepleri’nin başöğretmenliğini kabul etti.

Sending
User Review
0 (0 votes)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir