Dil Alanındaki Çalışmalar

Dil, millî kültürü kuşaktan kuşağa aktaran en güçlü araçtır. Milleti oluşturan etkenlerin en başında gelir.

Atatürk millî varlığı oluşturması bakımından dilin önemini vurgulamak için şöyle demiştir: “Millî duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması, millî duygunun gelişmesinde başlıca etkendir.

Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, bilinçle işlensin.” Türk dili, tarihî akış içerisinde Arapça ve Farsçadan aldığı kelime ve tamlamalarla özünden uzaklamıştı. Bu durum aydınların kullandığı Türkçe ile halkın konuştuğu Türkçe arasında bir kopukluk meydana getirmişti. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde bu kopukluğu gidermek için aydınlar arasında dilin sadeleşmesine yönelik bir tartışma başlamıştı. 1911’de Selanik’te çıkarılan “Genç Kalemler” dergisi etrafında toplanan edebiyatçılar, Türkçenin sadeleştirilmesi konusunda bir çalışma başlatmışlarsa da bu çabaları halk arasında yaygınlık kazanamamıştı.

Cumhuriyet Dönemi’ne gelindiğinde milliyetçilik ilkesi doğrultusunda dilin sadeleştirilmesi konusu tekrar ele alındı ve daha sistemli bir hâle getirildi. Atatürk, “Dil işlerini düşünecek zaman gelmiştir.” diyerek dilde sadeleşme hareketinin başlaması gerektiğine değinmişti. Bu doğrultuda, 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında, Atatürk’ün de katılımıyla I. Türk Dili Kurultayı toplandı.

Atatürk Türk Dil Kurumu toplantısında, Ankara 12 Mart 1937
Atatürk Türk Dil Kurumu toplantısında, Ankara 12 Mart 1937

Hemen ardından 12 Ekim 1932’de Türk Dili Tektik Cemiyeti (Türk Dil Kurumu) kuruldu. Bu kurumun kuruluş hedefi:

  1. Türk dilinden yabancı kelimelerin atılmasıdır.
  2. Aydınların dili ile halk dili arasındaki kopukluğun giderilmesidir.
  3. Konuşma dili ile yazı dilinin birleştirilmesidir.
  4. Halk ağzından derlemelerin yapılması kararlaştırılmıştı.
  5. Kitaplardan taramalar yapılması gerekliliği belirtilmişti.

Aynı zamanda Türk Dili Tektik Cemiyetinin amacı, millî ve uluslararası kongrelerde Türk dilinin zenginliğini ortaya çıkarmaktı. Türk Dili Tektik Cemiyeti’nin 1936’da ortaya koyduğu “Güneş Dil Teorisi” de bu bu doğrultuda oluşturulan somut bir örnektir.

Türk dilini zenginleştirmek, canlı tutmak ve yabancı kelimelerden kurtarmak için yapılan çalışmalar ve açılan kurumların faaliyetleri Atatürk’ün milliyetçilik ilkesi gereğidir.

Sending
User Review
0 (0 votes)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir