2. Dünya Savaşı Sonrasında Türkiye’de Sosyal ve Kültürel Hayat

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’de hızlı bir şekilde nüfus artışı yaşandı. 1940-1945 yılları arasında nüfus artış oranı %5,4 iken bu oran 1945-1950 yılları arasında %11,5’e çıktı.

Hayat standartlarının iyileşmesi ve sağlık alanındaki gelişmeler nüfustaki artışın en temel nedenleri oldu.

1945’ten itibaren kırsal kesimden kentlere göç yaşanmaya başladı. Tarımda makineleşmenin başlaması, aile içindeki nüfus artışıyla beraber toprakların aileyi oluşturan bireyler arasında bölünmesinden dolayı aileye yetmemesi, şehirlerdeki iş imkânlarının köylere oranla daha çok olması gibi nedenler insanları şehirlere göç etmeye yönlendirdi. Ankara, İstanbul, Adana, İzmir gibi büyük kentler yoğun olarak göç aldı.

İkinci Dünya Savaşı sonrası modern baskı ve gazetecilik yöntemlerinin günlük basına girmeye başlaması, siyasal ve sosyal hareketliliğin artması ve basınla ilgili ifade özgürlüğünü kolaylaştırıcı düzenlemeler, basının içerik ve sayısal açısından hızla gelişmesine yol açmıştır. Ayrıca çok partili yaşama geçişle birlikte toplumun siyasete katılımındaki artış, basını da daha zengin bir tartışma ortamına yönlendirmişti. Bu dönemde, basındaki ve edebiyat dergilerindeki nitel değişimler, okur kitlesinin artması gibi nedenlerin de etkisiyle edebiyat dergilerinde yoğun bir tartışma ortamı olduğu gözlemlenmiştir. Buna bağlı olarak 1945-1950 yılları arasında Türkiye’de yayımlanan dergi sayısının neredeyse iki katına çıkmıştır. Bu dönemin kültürel hayatına katkıda bulunan edebiyat dergilerinden başlıcaları; Hisar, Varlık, Mavi, Yeditepe, Pazar Postası, Markopaşa ve Büyük Doğu’dur.

Edebiyatta Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat’ın oluşturduğu Garip Akımı ön plana çıktı. Bu akıma bağlı şairler, şiirde her türlü kurala ve kalıplara karşı çıkıp günlük konuşma diliyle beraber sokaktaki insanı şiire soktular.

Garip Akımı toplumun büyük bir kesiminde ilgiyle karşılansa da edebiyat çevresinde tartışmaları da beraberinde getirdi. Garip Akımı dışında kalan şairler Türk şiirinde yenilik arayışlarını sürdürmeye devam ettiler. Roman türünde Anadolu ve Anadolu insanın hayatı toplumcu gerçekçi bir çizgide ele alınıp işleyen birçok eser yazıldı.

Muhsin Ertuğrul

Muhsin Ertuğrul

10 Haziran 1949’da, Devlet Tiyatrolarının Kuruluşu Hakkında Kanun’un çıkarılmasıyla kültürel hayatta önemli bir adım atıldı. Devlet Tiyatrosu ve Operası Genel Müdürlüğüne Muhsin Ertuğrul atandı.

Devlet Tiyatrolarında Shakespeare (Şekspir), Moliere (Molyer), Goethe (Göthe), Çehov gibi yabancı yazarların eserlerinin yanı sıra Ahmet Kutsi Tecer, Oktay Rifat ve Cevat Fehmi Başkut gibi yerli sanatçıların eserleri de sergilendi.

İlginizi Çekebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir