1960 Sonrası İletişim ve Ulaşımda Yaşanan Gelişmeler

Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda ülkeyi kalkındırmak amacıyla yabancıların elindeki demir yolu işletmeleri satın alınarak millîleştirilmişti.

TCDD’nin kurulmasıyla da dönemin şartları doğrultusunda devlet, demir yolu yapımına ağırlık vermişti. Yine Türkiye’de deniz yolu ile yük ve yolcu taşımacılığı da 1 Temmuz 1926’da Kabotaj Kanunu’nun çıkarılmasıyla gelişmeye başladı. 1950’den sonraki yıllarda ise kara yolları, demir yoluna göre ön plana çıktı.

Türkiye’de otomotiv sanayisinin, montaj yoluyla da olsa, kurulması kara yolu taşımacılığının hızla gelişmesine neden oldu. Bu durum 1960 sonrası planlı ekonomi döneminde de devam etti. 1950’li yıllarda demir yolu ve kara yolunun yolcu taşımacılığındaki payı neredeyse yarı yarıyayken 2000’li yıllara gelindiğinde yolcu taşımacılığında kara yolunun payı %95’lere çıktı. Demir yolunun payı ise %3’e kadar düştü.

1970’li yılların ikinci yarısından itibaren petrol fiyatlarının artması ve çıkan krizle birlikte petrole dayalı ulaşımda zorluklar yaşandı. Ama 1950’li yıllardan beri uygulanan kara yolu ulaşım politikalarına ağırlık verilmeye devam edildi.

Türkiye’de İlk Otoyol

Gelişmişliğin göstergelerinden biri kabul edilen otoyolları Türkiye’de ilk defa 1973 yılında hizmete açıldı.

1950 sonrası Türkiye’de kara yollarının gelişmesi sonucu yerli otomobil yapma ihtiyacı ortaya çıktı. Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, 16 Haziran 1961’de tümüyle yerli üretim bir otomobil yapılmasını emretti. Görevin, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları (TCDD) işletmesine verilmesi üzerine 23 mühendis “Devrim Arabası” projesine başladı. Türk mühendisler, TCDD’nin Eskişehir’deki fabrikasında, 129 günde tamamıyla yerli üretim olan üç araç yaptı.

Devrim Arabası 29 Ekim 1961’de Cumhuriyetin kuruluş yıl dönümünde gerçekleştirilen sürüş testiyle kamuoyuna takdim edildi. Fakat dönemin şartları içinde bu projeye yeterince sahip çıkılmadığı için yerli otomobil üretimi süreci başarıyla gerçekleştirilemedi.

Devrim Arabası
Devrim Arabası

1980 sonrası dönemde ise otoyol yapımına hız verildi ve kara yoluna yapılan yatırımlar öncelik kazandı. 2000’li yıllarda hava, deniz ve demir yolu ulaşımındaki gelişmelerle yolcu taşımacılığında kara yolunun payı %89,3’e düştü. Osmanlı döneminde 1847’de ilk telgraf hattının kurulması ve 1881’de telefon hattının çekilmesiyle iletişim teknolojisi kullanılmaya başlandı. Cumhuriyet Dönemi’ndeyse telgraf ve telefon hizmetleri yaygınlaştı.

1927’de İstanbul Radyosu kuruldu. 1960 sonrasında dünyadaki gelişmelere uygun olarak Türkiye’de iletişim teknolojisi gelişti.1964 yılında Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) kuruldu.

TRT'nin İlk Yayınından Bir Görüntü
TRT’nin İlk Yayınından Bir Görüntü

1968’de TRT tarafından televizyon yayını yapılmaya başladı. 1973’te teleks, 1979’da uydu teknolojisi Türkiye’de kullanılmaya başlandı. Özellikle 1983’ten sonra iletişimde otomatik santrallerinin kullanılması telefonu yaygınlaştırdı.

Türkiye; 1986 yılında çağrı cihazları, 1994 yılındaysa Mobil İletişim İçin Küresel Sistem (GSM: Global System for Mobile Communications) teknolojisiyle tanıştı. Türkiye’de ilk kez 12 Nisan 1993’te kullanılmaya başlanan internet, GSM ve modern teknoloji araçlarıyla birlikte kullanılarak hızla yaygınlaştı.

Sending
User Review
0 (0 votes)

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir